Tarih/Kuruluş/Haymana Adı

 

           HAYMANA
           Nüfusu :
54.087
           Yüzölçümü : 2.367 km2
           Rakım : 1.259m
           Ankara’ya Uzaklığı : 74 km 
 

         Haymana, ilk çağlardan beri insanlığın tercih ettiği bir yerleşim alanı, tarih sahnesinde yer alan Hitit, Frigya, Lidya, Med, Galat, Roma-Bizans, Selçuklu ve Osmanlı uygarlıkları için önemli bir merkez olmuştur.
         Tarihi Kral Yolu, Gordion, Gavurkalesi, Amorium Kalesi, Kutluhan Camii geçmiş uygarlıkların Haymana’daki günümüze ulaşmış canlı tanıkları.
         Haymana sırasıyla Hitit, Frigya, Lidya, Med, Galat, Roma-Bizans uygarlıklarına sahne olmuş, tarihi "Kral Yolu" üzerinde bulunan bir bölgede yer almaktadır .
         Dereköy yakınlarındaki Gavurkalesi kazılarından elde edilen bulgulara göre Haymana ve çevresi, üç kavmin birleştiği bir yöre olmuştur. İlk yerleşen kavim olan Hititler, M.Ö. 2000 yılı başlarında Orta Asya'dan Kafkaslar üzerinden Anadolu'ya giren ve büyük bir imparatorluk kurarak 800 sene Anadolu'da yaşayan bir kavimdir. M.Ö. 1600 yıllarında yapıldığı sanılan Gavurkalesi, bu kavmin yöredeki uygarlığının tek kanıtıdır. Hititler, M.Ö. 1200'de Anadolu'ya yapılan kavimler göçüyle yıkılmıştır. Hititler'den sonra Haymana çevresinde medeniyet kuran kavim Frigyalılar'dır. M.Ö. 1200'lerde, "Ege Göçleri" olarak adlandırılan kavimler göçüyle, Anadolu'ya gelenlerin içinde bir Trak kabilesi olan Frigler de bulunuyordu. Hitit eseri olan Gavurkalesi kazılarındaki ikinci kültür bölümünde, Frigyalılar'ın yörede yaşadığı tespit edilmiştir. Frigler, Hititler'in yıkılmasıyla onların sahip olduğu yerlerde Hattuşaş, Alacahöyük, Pazarlı, Alişar gibi yanmış Hitit şehirlerinin üzerlerine şehirler kurarak Anadolu'nun ortasında hüküm sürmeye başladılar. Gordion'u kendilerine başkent yaparak tarih sahnesine çıkan bu kavimin meydana getirdiği uygarlık, M.Ö. 738 yılında tahta çıkan Kral Midas zamanında Kafkaslar üzerinden gelen Kimmerler tarafından sona erdirilmiştir .
         Lidyalılar M.Ö. VII. yy ile M.Ö.547 yılları arasında Ankara ve çevresine hakim olmuşlardır. M.Ö. 547'de Lidya Kralı Kroysos'un Medler'e yenilmesiyle tüm Anadolu Med egemenliği altına girdi. Medler'in Yunan kent devletleriyle sürekli savaşmalarının ve Anadolu'yu ele geçirmelerinin temel nedeni, Anadolu'dan geçen doğu-batı ticaret yolunu kendi denetimlerine alma istekleridir. Kral Yolu, Med İmparatorluğu'nun Anadolu'yu egemenliği altına aldığı dönemde ordu, ticaret ve posta yolu olarak kullanılmaktaydı. Bu dönemde Kral Yolu, Mezopotamya'da Susa kentinden başlar ve Anadolu'yu baştan başa geçerek Batı Anadolu'da Sardis'te(Aydın) son bulur. Her iki kent de bölgesel başkent niteliğinde olduğundan, ordular, posta araçları ve ticaret ile ilgili gruplar bu yoldan yararlanmaktaydı. Yol üzerinde konaklama, barınma yerleri kurulmuştur . Ramsay, "Anadolu'nun Tarihi Coğrafyası" adlı eserinde, Kral Yolu'yla ilgili Heredot Tarihi'nde bazı bilgilerin mevcuduyetinden bahsetmekte, bu yolun güzergahını şöyle tespit etmektedir: "Beynam köyünden, Çıkınağa uzanan, oradan Çeltikli, Şerefli Gökgöz, Karasüleymanlı üçgeninde kurulduğu sanılan tarihi Modonof şehrinden çıkıp, Dereköy'deki Gavurkalesi ile Oyaca'daki yeraltı kalesi arasından geçerek, kaplıca suyunun menbaından Kadıköy'e, oradan Sivrihisar'ın Germe(Yörme)'de Sıro-Cappadocia'ya ulaşır." Yaklaşık olarak iki yüzyıl süren bu işleyiş süresince Kral Yolu üzerinde bulunan Haymana’nın, önemli bir konaklama yeri ve ticaret merkezi durumuna geldiği sanılmaktadır. Bu yol, Güzelcekale köyünden, Yenice'nin kuzeyinden-Yenice'nin Çelebi Yaylası ile Sığırcık Mahalleleri arasından- Haymana'ya kaplıca yöresinden Gordion şehrine ulaşmaktaydı. Yolun izleri, hala mevcuttur.
         Makedonya Kralı Büyük İskender Medler'in Anadolu'daki siyasal üstünlüğüne son verdi. Tarihçi Arrianos, "Anabasis" adlı yapıtında Büyük İskender'in M.Ö. 334'te eski Frigya başkenti Gordion'da kışladıktan sonra M.Ö. 333 baharında Ankara'ya vardığını, orada Med ordusunu beklediğini yazıyor. İskender, Büyük Doğu Seferi'nde Ankara'ya kadar eski Kral Yolu'nu, sonra güneye dönerek başka bir yolu izlemiştir. Büyük İskender'in Doğu Seferi'nin amacı, ticaret yollarını Helen dünyasına açmak ve yeni pazar olanakları yaratmaktır.Bu seferle Anadolu'daki Med hakimiyeti sona erdi. 
          Haymana’ya yerleşen diğer bir kavim Galatlar'dır. Bugün Fransa topraklarında yaşayan Golvalar'ın bir kolu olan Galatlar, İsa'dan 278 yıl önce Trakya'dan Anadolu'ya geçtiler. Bir süre Ankara, Galatlar'ın en büyük merkezi oldu. Romalılar(M.Ö. 189-395), savaşçı bir kavim olan Galatları yenmelerine rağmen yönetimi ele almayıp, bir süre yerli Galat Prensleri vasıtasıyla bölgeyi yönettiler.Ankara ve civarı M.Ö. 25'te, Augustus döneminde Romalılar'ın hakimiyetine geçti. Romalılar, Haymana yöresini şifa müessesi olarak kullanmışlar, Hititler'in yaptırdığı kaplıcaları onarmışlardır .
         Ankara ve civarı 8. yüzyıldan sonra Abbasiler tarafından istila edilir. Şehir, ilk defa 797 ve 806 yıllarında, Harun el-Reşid orduları tarafından zaptedilmiştir. el-Mu'tasım komutasındaki Abbasi orduları, Romalılar'la Haymana ovasında karşı karşıya gelmiş ve Abbasiler Romalılar'ı yenilgiye uğratmıştır . Bu savaşta Abbasi orduları, Ankara surlarını yıkmış ve Haymana yakınlarındaki Amorium'u kuşatmıştır. İki taraf arasında şiddetli savaşlar olmuş ve sonunda Mu'tasım Amorium Kalesi'ni ele geçirip yıkmış, halkını esir alarak mallarına el koymuştur . Amorium, İslam'ın ilk devirlerinden itibaren İstanbul'un fethi için gelen müslüman ordular tarafından kuşatılmış ve Mu'tasım tarafından 838'de kesin olarak zaptedilmesiyle önemini yitirmiştir. Amorium Kalesi, bir rivayete göre ilk defa Zenon(474-491), diğer bir rivayete göre de Anastasius(491-518) tarafından kurulmuştur . Doç.Dr.Bahriye ÜÇOK'un belirttiği üzere Amorium Kalesi Haymana yakınlarındadır ve buranın Yenice'deki kale olması muhtemeldir. Yenice'de pekçok Abbasi parasının bulunması bu ihtimali kuvvetlendirmektedir. Kale kalıntıları ve izleri de buranın zamanında önemli bir kale olduğunu göstermektedir.
        395-1073 yılları arasında Ankara ve çevresine hakim olan Bizanslılar, Ankara ve çevresine de yerleşmişler, bu bölge imparatorluk ordularının kışlık konaklama yeri olarak önem kazanmıştır. Haymana Çaldağ İlköğretim Okulu'nun 1928-1929 yılları arasında yapılışı esnasında, temelde Bizans dönemine ait izlere rastlanmış, okulun yapıldığı yerin eski bir Bizans Kilisesi olduğu tespit edilmiştir. Hristiyan dünyasının hac yolu Galatia bölgesinde Ankara üzerinden geçmekte idi . XI. yy'ın ilk yarısında Ankara ve civarı yoksulluk ve salgın hastalıklar gibi nedenlerle dışarıya göç vermiştir. 1032'de başgösteren açlıkla vebadan çok sayıda halkın bu bölgeyi terk ettiği, ancak yolda Imparator ordusuna rastladıkları, İmparator'un kendilerine para ve yiyecek vererek geri dönmeyi kabul ettirdiği kaynaklar yazmaktadır. Ankara'da 1037'de deprem nedeniyle Bucellarian themasında beş köy yıkılmış, bu tür doğal olaylar nedeniyle nüfus, zaman zaman yer değiştirmiştir . 1935 yılı sonbaharında Yenice Nahiyesi civarında araştırmalar yapan Prof. Dr. Frans Miltner, Bizanslılar'a ait birçok mezar taşlarına rastladı. Bu mezar taşlarının bazılarının resimlerini çekti, bazılarını da Ankara'da Hacıbayram Camii yanındaki Ogüst Mabedi'nin yanındaki depoya götürdü. Araştırmaları sırasında kitabeler üzerindeki yazıları okumaya çalışan Miltner, Ortaçağ'da Haymana civarında yaşayan Bizanslılar hakkında değerli bilgiler elde etti. Sinanlı, Çekirge, Çeltikli,, Balçıkhisar, Culuk köylerinde bulunan mezar taşlarının üzerindeki yazılardan Prof. Miltner şu görüşe varmıştır: Tarihi Heliopolis harabelerini Yenice(Sındıran) civarında aramak lazımdır . Anlaşılıyor ki Haymana ve köyleri, Ortaçağ'da Bizanslılar için önemli bir yerleşim merkezidir.

          Selçuklular ve Osmanlılar Döneminde Haymana:
         1071 Malazgirt Meydan Savaşı'ndan sonra Anadolu'ya yerleşen Türk ve Türkmen boyları, bu savaştan iki yıl sonra , 1073 yılında Ankara'yı ele geçirdiler. Ancak Selçuklular, kenti kısa bir süre ellerinde tutabildiler. Raymond de Toulouse komutasındaki Haçlı orduları 1101'de kenti ele geçirdi. Ankara ve civarının ikinci kez ne zaman Selçuklular'ın eline geçtiği bilinmemektedir. Ancak Danişmendliler'in Ankara'yı Selçuklular'dan 1127 yılında almış olmalarından anlaşıldığına göre burası daha önce Selçuklular'ın elindeydi. Bölge, Danişmend hükümdarı II.Mehmet Gazi'nin ölümü üzerine, 1143'te Sultan I.Mesud zamanında yine Selçuklular'ın eline geçmiştir. Selçuklular'ın Haymana yöresinde kaldıklarını belgeleyen en önemli tarihi yapı Kutluhan Köyü'nün yakınındaki Kutluhan Camii'dir. 1310(1894) Ankara Vilayet Salnameleri'ndeki bilgilere göre yapım tarihi Hicri 608'dir .
        Ankara, Selçuklular'dan sonra sırasıyla Moğollar'ın amansız baskıları altında kaldı; Kösedağ yenilgisi sonunda bir müddet İlhanlılar'ın eline geçti(1304). İlhanlılar'ın Ankara'yı ele geçirmesinden önce bozulan Anadolu Selçuklular'ın ekonomik ve siyasi yapısı, kimi beyliklerin bağımsızlıklarını ilan etmesine yol açmıştır. Bu beyliklerden biri olan Osmanlılar, ilk kez Ankara civarına yerleşmişler, ilk yurtları da şu an Konya Kulu sınırlarına dahil Karacadağ etekleri(Altılar Köyü) ve civarı olmuştur. Osmanlılar(Kayı Aşireti)'ın başında Ertuğrul Bey vardı. Ertuğrul Bey'in eşi, Osman Bey'in annesi "Hayme Ana", rivayete göre Karacadağ yakınlarında vefat etmiş ve buraya defnedilmiştir. Osmanlı Beyliği büyüyüp devlete dönüşünce ve Karacadağ civarlarını da topraklarına katınca, çok sevdikleri "Hayme Ana"nın adını ölümsüzleştirmek için bölgeye HAYME ANA adı verilmiştir. Zamanla Hayme Ana adı, değişime uğrayarak HAYMANA şeklinde söylenir olmuştur. Hayme Ana'nın mezarı daha sonraları Domaniç Nahiyesi'nin Çarşamba Köyü'ne nakledilmiştir . Haymana, 1880 yılında, bugünkü yerinde bir ilçe merkezi oluşturuluncaya kadar Ulu ve Kiçi Haymana(Haymanateyn) adlarıyla yörenin adı olmuştur. Haymana yöresi denilince şimdiki Haymana, Bala, Cihanbeyli, Gölbaşı, Kulu, Polatlı, Şereflikoçhisar, Yunak ilçe topraklarını içine alan geniş bir arazi akla gelirdi.
        İlhanlılar'ın Anadolu'yu boşaltmalarından sonra, bir kaç yıl Eretna Beyliği'ne bağlı kaldığı anlaşılan bölge, 1344-1354 yılları arasında Ahiler'in yönetimine geçmiştir. Ahiler'den sonra 1354 yılında, Osmanlı Hükümdarı Orhan Gazi'nin oğlu Süleyman Paşa tarafından Osmanlı topraklarına katılan Ankara ve civarı, 1402 Ankara Savaşı'na kadar Osmanlı hakimiyetinde kalmıştır. Yıldırım Beyazıd ile Timur orduları, 28 Temmuz 1402 sabahı Ankara Savaşı'na başladıktan kısa bir süre sonra Osmanlı Ordusu içindeki Kara Tatarlar, Timur'dan yana geçerek savaşın kaderini değiştirmişler, böylelikle Osmanlılar yenilmiştir. Timur, ordusuyla Haymana Ovası'nda ilerlemeye başlamış, Haymana yöresi Timur Imparatorluğu'nun eline geçmiştir. Timur, Yıldırım Beyazıd'ı yenince, karargahını bugünkü Timurözü(Demirözü) yaylasına kurar. Demirözü ismi buradan gelmektedir .
        Haymana, Yavuz Sultan Selim zamanında tekrar Osmanlı topraklarına katılır(1521). XVI. yüzyılın sonlarında Osmanlı hakimiyetindeki Ankara, Anadolu Eyaleti içinde kendi adıyla anılan bir sancağın ve aynı zamanda bir kadılık bölgesinin merkezi idi. Sancak; Ankara, Ayaş, Yabanabad, Çubuk, Şorba, Bacı, Yörük, Murtazabad, Çukurcak kazalarına ayrılmıştı.Yörük kazası, Büyük ve Küçük Haymanalar ile Ulu Yörük, Aydınbeyli, Karakeçili diye adlandırılan ve sancağın güneyini kaplayan Yörük bölgesini içine alıyordu. Şemsettin Sami'nin Kamus'ul Alam adlı eserinde o dönemki Haymana için şu bilgiler verilmektedir:"Ankara vilayeti ve Sancağı'nda, gayet geniş bir ova olup, zikredilen vilayetin güney kısmındadır. Ankara şehriyle, Sivrihİsar civarlarından, Konya vilayeti hududuna kadar uzanır. Batıdan Sakarya, doğudan Kızılırmak mecraları ile hududlanmıştır. Bu ovanın aralarıda bazı tepeler, güney ucunda Çal ve Paşadağ isimleri ile iki dağ vardır. Haymana'nın toprağı pek münbit ise de, halihazırda, hali ve maatil(düşük verim) olup, bir takım aşiretler haymelerini(çadırlarını) kurarak hayvanlarını otlatırlar. Bu geniş arazi, Haymana ve Haymanateyn ismiyle Ankara Sancağı'na tabi bir kaza ittihaz olunmuştur." Şemsettin Sami'nin verdiği bilgilerden, Haymana adının bölgenin adı olduğu sonucu çıkmaktadır ve Ulu Haymana ve Kiçi Haymana olarak iki bölgeye ayrılmıştır. Osmanlılar zamanında Haymana yöresi uzun yıllar Padişah ve Sadrazamlara "Has" olmuş, Ulu ve Kiçi Haymana daha sonra "Haymanateyn"(İki Haymana) adıyla bir tek merkezde birleştirilmiştir. 

        1800’ün ilk çeyreğinden itibaren yörede bir kaza merkezi kurulması gereği duyulmuştur. Bu amaçla 1246/m.1830’da kaza merkezi olarak, şimdi Polatlı sınırlarına dahil Sivri köyü tespit edilmiştir. 1278/m.1862 yılında merkez Sarıdeğirmen köyüne, 1284/m.1868 yılında Culluk köyüne, 1290/m.1874 yılında ise Yeşilyurt(Kadıköy) köyüne nakledilmiştir. Nihayet 1296/m.1880 yılında Ankara Valisi Abdi Paşa tarafından bugün ilçenin bulunduğu yer merkez olarak seçilmiş ve adına yöreden ötürü HAYMANA verilmiştir.


         Haymana’nın kuruluşu ile ilgili çeşitli rivayetler: 
         Uzun yıllar Haymana’ya bağlı bir köy olan Kargalı köyünden Tevfik BİLGİÇ, bugünkü Haymana’nın kuruluşu ile ilgili şunları anlatmaktadır:
         “Dedem Mehmet Efendi, Sivri kaza iken, oranın mal müdürüymüş, babam da o zamanlar 5-6 yaşlarındaymış. Kendisi 1869 doğumluydu. Onun bana anlattıklarına göre, ailemiz Bolu’nun Seben kazasından Haymana’ya yani Sivri kazasına gelmişler. Dedem Sivrili Hacı Bekiroğullarından evlenmiş. Bir gün dedemi çekemeyen Mal Müdür Yardımcısı bir ziyafet tertip etmiş ve Sivri’nin yerlilerinden “Kirdi“ adlı birinin vasıtasıyla dedem Mehmet Efendi’yi zehirlemişler. Sülalemizin bir kısmı da Kargalı köyüne yerleşmiş. Babamın söylediğine göre, bugünkü Haymana’nın bulunduğu yer Kadıköylü Hacı Çöken Ağa’nın çiftliğiymiş. Sivri’deki Hükümet Konağı tüm kuyudatı ile yanınca, ilçe merkezi bugünkü yere göç etmiş.“ 
        Haymana’nın kuruluşu ile ilgili yıllardır söylenegelen bir rivayet, kasabanın kurulduğu toprakların ilk sahiplerinden, Karahocalı Mehmet Ağa’nın torunu rahmetli manifaturacı Mehmet ÖZTÜRK’ün anlattıklarıdır: 
        “İlçe merkezi başlangıçta Sivri köyündeymiş. 1862’de büyük bir yangın neticesi hükümet konağı bütün kuyudatı ile yanınca esasen şehircilik yönünden yaşamaya müsait olmayan Sivri’den kaza merkezi halen Haymana’ya 7 km mesafedeki Erif(Sarıdeğirmen) köyüne , yeni bir kaza merkezi bulununcaya kadar geçici olarak naklediliyor. Altı yıl Erif’te devlet hizmetleri yürütülüyor. 1868’de kaza merkezi şimdiki Culuk köyüne naklediliyor. Orada da 6 yıl kaldıktan sonra 1874’te takrar kazanın şimdiki Kadıköy(Yeşilyurt)’a nakli icab ediyor. 
         Kısa aralarla bu kadar sık yer değiştirmesi, bir kazada aranan arzu edilen niteliklerin bulunmayışından ileri gelmiş. Ve Yeşilyurt’tan da memnun olunmamış, bölgenin ileri gelen ailelerinden birbirlerine akraba Karahocalı Mehmet Ağa ile Yeşilyurt köyünden Hacı Göken Ağa yeni bir kaza merkezi kurulmak üzere şimdiki kaza merkezini içine alan arazilerinin bir kısmını hükümete terketmeyi kararlaştırıyorlar ve durumu o zamanki Ankara Valisi Abdi Paşa’ya arzederek Paşayı Kaplıca bölgesine davet ediyorlar. Paşa, Kaplıca bölgesine daveti kabul ederek 1878 yılı yazında maiyeti ile bölgeyi ziyaret ediyor. Bölgenin derebeylerinden Hacı Göken Ağa’nın kardeşi Hacı Paşa Ağa 200 atlısı ile aynı gün Paşa’yı karşılayarak kardeşi ile akrabalarını tanımadığını ve onlara karşı olduğunu beyanla, Paşa’ya red cevabı veriyor. Vali Paşa eli boş dönüyor. Bu tarihten iki yıl sonra 1880’de Hacı Paşa Ağa eceliyle ölünce, teklif tekrarlanarak kasaba merkezi şimdiki yerine kuruluyor. Kasaba yeri boş bir arazi olup yalnız kaplıcalarıyla tanınmakta idi."